8 Mayıs 2010 Cumartesi

Ağlamak

Ağlamanın çare olmadığı şeyler vardır. Ağlamanın çare olduğu hiçbir şey yoktur aslında. Gözün temizlenmesinden başka fiziksel ne işe yaradığı mechul bir eylem ama canlı bünyesine konulmuş işte. Hayvanlar da ağlar. Köpeği bıraktım, nankör denen kedinin bile ağladığını gördüm. Hayvanlar, hatta hayvanoğluhayvanlar bile ağlar. İnsan demeye bin şahit gerekenler bile ağlar. Erkekler bile ağlar.

Ağladığını görmek istediğim bazı insanlar olur bazen. Gerçekten ağlayıp ağlamadığını merak ettiğim insanlar… Gözümün önünde ağladığı halde ağladığına inanmadığım insanlar olur. Çok ağlayan insanlar da gördüm ki ben de onlardan biriyim.

Mutluluktan ne güzel ağlanır mesela, rahatlamaktan… Çok yaşadım. Üzülerek ağladığımdan daha sık değil tabi ama kayda değer sayıda rahatlamaktan ağladığım oldu. En sevdiğim… Bir keresinde ateşim çıkıp titremeye bile başlamıştım. Vücut bocalıyor tabi.

İlginç bir şey olarak görmezsen, ağladığında bunu yadırgamazsan çok rahatlatır ağlamak. Hıçkıra hıçkıra, salya sümük akıtarak insan içinde ağlayabilmelisin. Bırakacaksın kendini, bir kişi de ne yaptığını anlamadan bakmaz. Ağlamak işte, belki onun her gün yaptığı şey… Belki 18 yıl öncesinden beri tek damla gözyaşı dökmemiştir; ama anlar. Herkes anlar. Dünyanın ortak dili gibidir, her damlası ayrı bir kelime, dumanla haberleşmek gibi…

Melankoliye dönüştürmeden, tadını çıkararak ağlamak gerekir. Uzak bir noktaya bakıp gözünü kırpmadan mesela. O zaman huzura çok yakın ılık bir şey hissedilir, neredeyse gülümsetir. Neye ağladığını unutup ağlamaya devam edebilmek resmen gülümsetir ya.

Sevdiğin insan ağladığında içindeki sızı nasıl da nefret ettiğin ağladığında sıcak bir intikama dönüşür. Birkaç damlanın sayfalar dolusu kelimeye üstün gelmesidir yine bu. Sevdiğin ağlar ve affedersin, sevdiğim ağlar ve ağlarsın sevgini ona. Kadın ağladığında erkek ağlamaz mesela; ama erkek ağladığında kadın da ağlar. Kendini onda görmek şaşırtır çünkü. Beraber ağlamak ise ağlama mertebesinin en üstündedir, ağladığına baka baka ağlarsın. Ağladığına ağlarsın, ağladığına ağlar…

Ağlamaya değil de ağlatmaya alışkın insanlar vardır bir de. Hayatlarındaki insanlar, kadınlar, ağlar. Bilerek olmasa da alışır zamanla ve zaten kadınlar hep ağlar. Ağlarız, ağladığımıza ağlarız. Uğrumuza ağlamayacaklara oturur saatlerce, günlerce, bazen aylarca ağlarız. Ama ağlatanlar da ağlar. Çünkü hayvanlar bile ağlar, hayvanoğluhayvanlar bile.

Yakın zamanda üzüntüden öyle bir ağladım ki, şimdiye kadarki üzülüp ağlamalarım çok saçma gözüktü gözüme. Vücuduma ve ruhuma yaptıklarıma inanamadım. Umarım şimdiye kadarki mutlu olup ağlamalarımda da aynı şeyi yaşarım; öyle bir ağlarım ki mutluluktan, şimdiye kadarkiler silinip gider. Buna ihtiyacım var. Zaten ağlamak güzeldir.

Hiç yorum yok: