12 Eylül 2007 Çarşamba
2 yıl önceden nameler..
Hiç gecenin bir yarısı camınızdan dışarı baktınız mı? Hiç apartmanlardaki ışıkları saydınız mı? Hiç sizin dışınızda bir dünyanın varlığını ateşi icat etmiş biri gibi fark ettiniz mi? Hani bir anda ampul yanar ya insanın zihninde işte öyle. Ben o ışıklara bakarken buldum bunu. Dedim ki: “İnsanlar var… Benim dışımda yaşayan varlıklar var… Ben acı çekerken onlar mutlu mu? Televizyonlarının karşısında oturan bu “millet” gerçekten benden daha mı umutlu?” Bu soruların cevabı açık. Hayır. Benden daha umutsuzları da var. Felaket durumda olanları da var hatta. Ben neyim ki? Şu koskocaman dünyada bir noktayım ben. Minicik bir nokta. Kim takar ki benim hayatımı, sorunlarımı, dertlerimi? Kimse tabi ki. Çünkü herkesin kendi problemi var şu dünyada. Hangi birine yetişmeli. Aile, arkadaşlar, sevgili, kendin? Hangisi? Ya hep ya hiç. Kendine yardım etsen mutlu olup pozitif enerjinle insanları etkileyeceksin. Ama çevren izin vermiyor ki! Onlara ilgi göstermediğin sürece bencil diyorlar. Her şeyi paylaş, her şeyi didik didik bilsinler istiyorlar. Durum böyle olunca artık insanın hayatında “toplum” kavramı kalmıyor. Kendisinden başka varlık yokmuş etrafında gibi geliyor. Ama ben bugün camdan bakarken “onu” gördüm. Oradaydı! Apartmanların içindeki ışıklar sanki bana sinyal verirmişçesine parlıyordu. Gizlice camımdan sigara içmeye çalışırken bunları düşünüyorum işte. Yalanlar var hayatımda. Ama hepsi ortaya çıkıyor nasılsa hiçbir şey saklayabildiğim yok. Elime yüzüme bulaştırıyorum. Aslında buna gerek yok. Hayatımda bu kadar dert varken bir de yalana yer yok. Camımdan dışarı baktığımda yalanlar topluluğu gördüm. Onları ben yaratıyordum aklımda, kafamda. Dışarıda yaşayan insanlar var, evet ama onları göremiyorum. Şu an yazdığım şeyin mantık sınırlarını zorladığının farkındayım. Çünkü kafam burada değil. Bambaşka, çok başka yerlerde. Nerde yanlış yaptım? Kimi üzdüm? Kimin ahını aldım? Hangi büyük günahı işledim? Çok merak ediyorum ve sürekli cevaplarını arıyorum. Yoruldum belki de. Daha önce de yorulmuştum ve hatta bırakmıştım. İşi bırakır gibi, emekli olur gibi ya da istifa eder gibi bırakmıştım hayatı. Bir sona varmakken hayalim işler sarpa sardı. Tamamen aklımdan çıkmış bir olasılık gerçekleşti, kurtuldum. Neyden? Beni o doktorlar, o beyaz üniformalı katiller neyden kurtardı? Tek umudumdan, Tanrı’dan, kurtuluşumdan, rahatlıktan… Kurtardılar işte. Sağ olsunlar. Bu hayattan hiçbir beklentim kalmamıştı ki… Niye inat ediyorum yaşamak için? Çünkü beni kurtardılar. Şerefsizler!
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder