20 Nisan 2009 Pazartesi

Part II

Kendimle cebelleşmelerim sonuçsuz kalıyor. Bir yerlerde yanlış yapıyorum, yapbozun bir parçası eksik kalıyor. İnsan dönelenip dönelenip aynı kapıya çıkar mı devamlı? Benim insan olduğum sonucuna bağlandıktan sonra sorumun şekli değişti. İnsanlığımı kabulümden sonra, insan olmaktaki soruna yöneldim. Gitgide daha çözümsüz sorulara eğiliyorum, ter basıyor. 5 yaşındaki çocukların “Neden?” sorusunu 582572390 kere sorabilmeleri gibi, cevap alamadıkça (ya da aslında cevap sayılanları aldıkça) daha da soruyorum. Bir kedinin süt içmemesi eksiklik midir? Bir terslik mi vardır bu durumda? Yalnızlık hoşuna gidip de bunu dert eden bir insan mesela. “Ahh ne harika yalınlık.. Neden yalnızım ki ben?”.. Nah cevap alırsın. Bekle dur. Bir parçam olan şeyi kabullenmemem aslında sorun. Yanlış değil ama sorun. Uykusuzluk sorunu gibi: Uykum gelmiyor, gece geç saatlere kadar uyumuyorum. Nihayetinde yatağa yollanıp sabah gözümü açtığımda uyku yetmemiş oluyor. Soruyorum: “E be gerizekalı! Neden yatmak bilmezsin bütün gece?” Uykum gelmiyor ki! Doğru.. O zaman ..ilmiş götün hesabını yapmayacaksın arkadaşım. Bir şeyi yapıp da arkasında dur zaten di mi? Olmaz, çünkü insanım. Hayat memnuniyetsizlikler, pişmanlıklar ve sorularla geçiyor. Başkasında olan bir şeyi istemek değilse de, eldekinin bir üst formatı istenir. Ufacık bir durumun ertesi günkü yorumlarında mutlaka pişmanlık da vardır. Sorulardan bahsetmiyorum bile, çünkü başından beri bahsettiğin tek şey sorular. Semptomlarım aynı, tedaviye başlanmadı, onay bekleniyor. %1 aşama kaydedildi, neticede insan olduğuma kanaat getirildi ve tabii yalnız olduğuma. Başından beri bildiğim şeyleri tekrar etmek yeni bir bulgu etkisi yapıyor. Muş. Şimdi fark ettim. Gözlerini tavana kitlemeyi kes ve kapatmayı dene. Belki uyuyabilirsin. İmpasıbıl.

Hiç yorum yok: